.
HESABIM
Üye Ol

İstanbul’dan bir SG Flensburg-Handewitt geçti

Hentbolhaber.net yazarı Dr. Altay Atlı, Beşiktaş Mogaz’ın VELUX EHF Şampiyonlar Ligi’nde Alman ekibi SG Flensburg-Handewitt ile oynadığı maçı değerlendirdi.

Yazar: Dr. Altay Atlı - Yazının Tarihi: 11 Aralık 2015

Evet, İstanbul’dan bir SG Flensburg-Handewitt geçti. Başka bir deyişle, İstanbul’dan 2013-2014 sezonunun VELUX EHF Şampiyonlar Ligi şampiyonu, şu anda grubunun lideri, Almanya Ligi’nde defalarca kupayı havaya kaldırmış bir takım geçti. Batı dillerinde “crème de la crème” derler ya, işte tam da o, Avrupa hentbolunun kaymak tabakasının en kaymağı geçti İstanbul’dan. Geçti geçmesine de, İstanbullu hentbolseverlerin pek bilgisi ve ilgisi olmadı. Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmayı ancak 350 kişi (yazıyla üç yüz elli) izledi.

Bu durum gerçekten üzücü ve mutlaka önlemlerin alınması gerekiyor. Neler yapılabileceğini başka bir yazıda detaylı olarak tartışabiliriz. Ancak şimdiden sorunun farklı boyutlarını ortaya koymakta fayda var. Şüphesiz ki Beşiktaşlı hentbolcuların seyirci desteği olmadan oynamak zorunda kalmaları bir sorun. Ne var ki konu sadece takımın desteklenmiyor olması değil. Bakınız SG Flensburg-Handewitt maçından önce EHF delegelerinin cep telefonlarıyla boş tribünleri tek tek fotoğrafladıklarına tanık olduk. Çekilen bu fotoğrafların hangi raporlara ekleneceği, altlarına delegeler tarafından ne gibi yorumlar yazılacağını tahmin etmek güç değil. Almanya’da maçı veren Sky TV kanalının yorumcusu Frank von Behren salonla ilgili “Geisterkulisse” benzetmesini yaptı, yani hayalet mekan! Bu yorumdan yola çıkarak şu da söylenebilir, Sinan Erdem Spor Salonu’nda bir yandan Beşiktaş ile Flensburg oynarken, bir yandan da inler ve cinler top oynuyordu. Mesele sadece Beşiktaş’ın desteklenmemesi değil. Esas olarak sorun, Avrupa ve EHF nezdinde “Türkiye’de hentbola ilgi yok” imajının keskinleşiyor olması. Ne yazık ki oluşan bu görüntünün hentbolumuz aleyhine bir takım sonuçları da olabilir.

Maça gelecek olursak, bu sene VELUX EHF Şampiyonlar Ligi’nde defalarca olduğu gibi bir kez daha Beşiktaş’ın rakibine karşı maçın bir bölümünde denk hatta zaman zaman üstün bir oyun sergilediğini, ancak sonrasında gücünü yitirerek oyundan düştüğünü gördük. Aslına bakarsanız maça Beşiktaş hızlı başladı. Daha 4. dakika dolmadan siyah-beyazlılar lehine 4-1’lik bir skor söz konusuydu. Tecrübeli Almanlar tabii ki bu durumun uzun sürmesine müsaade etmediler ve skorda dengeyi sağladılar. İlk yarıda Beşiktaş sağ ve sol oyun kurucularını yeterince kullanamadıysa da, orta oyun kurucudaki Nemanja Pribak ile pivot Tolga Özbahar arasında verimli bir hat oluşturdu ve bu hat üzerinden kurulan oyunlarla goller buldu. Flensburg’un ise müthiş hızlı bir oyun sergilediğini, rakip alana dönüşleri süratle gerçekleştirerek Beşiktaş’ı zorladığını söyleyebiliriz. Alman ekibi sağ oyun kurucudaki Holger Glandorf’un dış atışlarıyla da skor üretti, bu oyuncu sadece ilk yarıda sekiz gol kaydetti. Yüksek tempolu oyun ilk yarıda kimi zaman sertliğin artmasına yol açtı; bol sayıda sarı kart ve iki dakika cezası çıktı. 20. dakikaya gelindiğinde Beşiktaş 12-11 öndeydi. İlk yarının son kısımlarında Beşiktaş’ta pas hatalarının ve savunmadaki boşlukların arttığını gördük. Devreyi rakip ekip 17-16 önde kapattı.

beşiktaş flensburg ramazan

İkinci yarının ilk kısımlarında da Beşiktaş rakibi karşısında dengeyi sürdürse de yaklaşık 40. dakikadan itibaren güçten düşmeye başladı. Savunmada hatalar arttı, hücumda kopukluklar oluşarak etkili formasyonlar oluşturulup sonuç alınmasını engelledi. Yeterince oyuncu rotasyonu yapamayan Beşiktaş, bu düşüşün önüne geçemedi. Flensburg ise süratli oyununa devam etti, savunmada kazandığı topları ard arda hızlı hücumlarla gole çevirdi. Oyunun çehresinin bu şekilde değişmesi, Beşiktaş tarafında moralin de giderek bozulmasına yol açtı. Gerisini anlatmaya gerek yok, fark giderek açıldı ve SG Flensburg-Handewitt sahadan sekiz farkla, 34-26 galip ayrıldı.

Avrupa hentbolu şimdi kış arasına giriyor. Şubat ayına kadar VELUX EHF Şampiyonlar Ligi’nde maç oynanmayacak. Bu arayı şüphesiz ki Müfit Arın ve öğrencileri en iyi şekilde değerlendirecektir. Maçtan sonra gerçekleştirilen basın toplantısında Arın’a kalan maçlarda neyi hedeflediklerini sorduk; kendisi “iyi mücadele eden bir Beşiktaş ortaya koymak” amacına işaret ederken, Ramazan Döne de “bizim de hentbol oynadığımızı insanlara göstermek istiyoruz” diyerek ekledi. Aslına bakarsanız Beşiktaş bu hedeflere ulaşmış durumda. Beşiktaş iyi hentbol oynuyor, Avrupa seviyesinde hentbol oynuyor ve her ne kadar istediği puanları alamasa da VELUX EHF Şampiyonlar Ligi’ne ait olduğunu, bu ligin takımı olduğunu ispatladı. Ama İstanbul ve Türk hentbol seyircisi ne yazık ki aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Çok net bir fotoğraf var ortada, Sinan Erdem’de sahada Şampiyonlar Ligi hentbolu oynanıyor, tribünlerde ise mahalli lig görüntüsü var. Bu durum değişmeli; ihtiyacımız olan sadece takım desteklensin diye tribünlere futbol takımının “taraftarlarını” doldurmak değil. Esas olarak kalbini hem kulübüne hem de hentbol sporuna açmış, maçı anlayarak, zevk alarak izleyecek, galibiyeti de mağlubiyeti de olgunlukla karşılayacak “hentbolseverleri” ve tabii ki Beşiktaş ile Avrupa’nın yıldızlarını izleyerek bir şeyler öğrenecek, kendilerine onları örnek alacak genç sporcuları çekmemiz gerekiyor tribünlere. Bunu nasıl yapacağımızı kış arasında tartışabiliriz ama hemen şunu söyleyelim: Bu sadece Beşiktaş’ın değil, tüm hentbol camiasının işi.

Fotoğraflar: Berkant Kaya- Bjk.com.tr




Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Can
    11 Aralık 2015 13:41 Kullanıcı Profili

    Bu kadar üst düzey bir “olaya” hentbole özel bir ilgisi olmayanların dahi ilgi göstermesini beklerdim. Hiç değilse hafta sonu aktivitesi olarak çocuğunu alıp bu maça gelen kaydadeğer büyüklükte bir kitle görebilirdik—Şirinevler ulaşması zor bir yer değil. Onların yerine dört tane zavallı Flensburg taraftarına “I don’t want you, can you go” deyip, diğer tribüne kovan göbekli abimizi ve çevresindeki diğer horozları gördük. Bir zaafiyet olduğu aşikar, ve çözümü söylediğiniz üzere sadece Beşiktaş’a düşmüyor, ama korkarım hentbol camiasının da tek başına becerebileceği bir iş değil—karamsar, hatta çirkin bir tespit olabilir ama bu da bir “margaritas ante porcos” örneğiydi, “iyi” hemen diğer her şey gibi Beşiktaş’ı da yok sayıyoruz.

    Olayların normal akışında şunu bekliyorum: bir ekonomik daralma halinde veya beklentisinde Mogaz desteğini çeker, biz de eskiden olduğu gibi kendi aramızda, pek alıştığımız amatör modumuzda, top çevirmeye devam ederiz.

    Bu arada Karlsson yaman savunma yapıyor—benim de oyuna dair bir notum olsun.

Bir Yorum Yazın