.
HESABIM
Üye Ol

Hakemlik zor meslek

Yazarımız Dr. Zeki Pehlivan, Hentbol Hakemliği ile ilgili olarak yazısını kaleme aldı ve “Hakemlik zor meslek; hele ki Türkiye’de Hentbol Hakemi olmak daha da zor” dedi.

Yazar: Dr. Zeki Pehlivan - Yazının Tarihi: 22 Ağustos 2015

Kadınlar ve Erkekler Süper Ligi’mizin başlamasına az bir süre kaldı. Tüm takımlarımız transferlerini tamamlayıp, sezon açılışlarını yaptılar ve hazırlık turnuvaları yapılmaya başlandı. Turnuvaya katılma şansı olmayanlar ise ikili hazırlık maçlarıyla yeni sezona başlamadan eksiklerini görmek ve çalışmalarını bunlar üzerinde yoğunlaştırmak için uğraşıyorlar.

Bu süreçte ben de Ankara takımlarımızdan Ankara 1910 Spor Kulübü  takımımızın, Genç Uşak Spor Kulübü ve Bursa Osmangazi Belediyesi Spor Kulüpleriyle yaptığı hazırlık maçlarında, hem takımları izledim hem de ihtiyaç olması üzerine hakemliklerini yaptım. Öncelikle, tüm çaldığım ya da çalmadığım, gördüğüm ya da görmediğim pozisyonlar/kararlar için sporcu kardeşlerimden ve antrenörlerimizden özür dilerim. Ayrıca, değerli hakem arkadaşlarımdan ve kardeşlerimden de özür diliyorum. Çünkü, bu iş yani hakemlik işi ayrı bir uzmanlık, ayrı bir çalışma ve birikim gerektiren bir alan. Ve hiç bir zaman onların işlerine karışma ya da “ben de yaparım ya ne olacak” gibi bir düşüncem olmamıştır.

hentbolhakem2

Ancak, bu iki maçta yapmaya çalıştığım iş, bana bu konuda belki de en arka planda kalan, fakat her maçtan sonra en önce onlara yönelinen değerli hakemlerimizin biraz ele alınması ve değerlendirilmesi gerektiğini düşündürttü. Bu nedenle bu yazının ana konusu “hakemlik” olarak ortaya çıktı.

Benim hatırlayabildiğim kadarıyla bizim dönemimizde; Vehbi-Naci, Vahit-Faruk, Şükrü-İsmail Hakkı, Temel-Kamil vb. daha birçok adını sayamadığım değerli hakem çiftlerimiz vardı. Şimdi onlar gözlemci ve hakem eğitmenleri olarak hentbola katkılarını başarıyla sürdürüyorlar. Tüm hentbolcular, onlar maçımıza çıktığı zaman olayı daha bir ciddiye alır, herkes kendi işine bakar ve hakeme itiraz etmeye yeltenmezdik. Çünkü, hakemlik müessesesinin bir “saygınlığı” vardı ve herkes “saygı” göstermek durumundaydı. Bu gün baktığımızda, hakemlerimize karşı bu saygıyı çok göstermediğimizi düşünüyorum. Çünkü, hakemlik mesleğinin olması gereken ilgi, saygı, değer, ücret(zamanında ödenen), eğitim, iletişim, destek vb. gibi konularda beklenenleri yeterince alamadığını ya da verilmediğini görüyorum.

hentbol hakem

Halbuki, bir hentbol maçının oyun kalitesini, güzelliğini, mücadele düzeyini ve izlenirliğini arttıran en önemli faktörlerden biri hakemliktir. Hakemliğin kalitesini arttıran ise, yukarıda saydığım konular yanında, çok iyi bir sezon hazırlığı ve sürekli geri bildirimdir. Sezon hazırlığı içerisinde yapılması gerekenler içinde bence en önemlileri, hakemlerimizin de takımlar, sporcular gibi sezona erken başlamalarıdır. Bu sezon hazırlığı içerisinde; fiziksel ve psikoloji hazırlığın yanında, yoğun periyotlarla seminerlerde güncel bilgilerin verilmesi, hazırlık turnuvaları ve maçları ile pratiklerinin geliştirilmesi, mümkünse yurt dışı turnuvalara gönderilmeleri ve bu maçlar sonunda değerlendirmeler alınarak etkili geri bildirimlerle sürekli gelişimlerinin sağlanması gereklidir. Ayrıca hakemlerimizin ulaşım ve konaklama konusunda iyi bir standarta ulaştırılması, maça çıktıklarında sağlıklı bir yönetim gösterebilmeleri açısından önemlidir. Bununla birlikte hakem kıyafetleri konusunda EHF’ce de istendiği gibi bir birlik oluşturulması da sağlanmalıdır.

Türkiye’deki hentbolün, kendi kısır döngüsü içerisinden bir türlü çıkamaması hakemliğimizi de olumsuz etkilemektedir. Profesyonel bir yapıya dönülememesi, hakemlik mesleğinin de ancak bir “hobi” ya da “ikinci bir iş” konumundan çıkamamasına neden olmaktadır. Bu durum, yapılan bu işin belirli kriterleri zorlayamamasına, bu işe profesyonel bir bakış açısıyla bakılamamasına, dolayısıyla da işin beklenen performans düzeyine ulaşılamamasına neden olmaktadır.

Son zamanlarda futbolda uygulanmakta olan “profesyonel hakemlik” benzeri bir uygulama hentbol hakemliği için de süreç içinde düşünülebilir. Bu sayede, en azından belirli bir gelir düzeyine ulaşan hakemlerimizin hentbola yönelik yaklaşımları da daha üst düzeyde olabilir.

hentbolhakem3Özgür Karataş ve arkadaşlarının 2013 yılında yaptıkları bir araştırmada, klasman hakemlerinin iş doyum düzeyleri incelenmiştir. Araştırmaya göre, basketbol voleybola göre, voleybol hentbola göre iş doyumu bakımından daha anlamlı olarak farklı çıkmıştır. Yani, doyum düzeyi en yüksek basketbol, voleybol ve hentbol olarak sıralanmaktadır. Bu araştırma da, basketbol ve voleybol branşlarının profesyonel yapısı ve yaygınlığı gözönüne alındığında, yukarıda belirtilen düşüncelerimizi desteklemektedir.

Çalışanların yaptıkları işle ilgili beklentilerinin karşılanması, bu beklentilerin gereksinmeleri ile uyumu ve işten aldıkları haz “iş doyumu” olarak ifade edilir. İnsanların işleri ile ilgili tutumları, bilgileri, inanç, duygu, davranış ve değerlendirmeleri iş doyumunu kapsar. Çalışanların istek ve uyumu doyumu arttırır. Ayrıca yaş, cinsiyet, eğitim seviyesi gibi bazı kişisel özelliklerin yanında yapılan iş, maaş, yönetimin izlediği politikalar, çalışma koşulları (ulaşım, konaklama, kıyafet vb.) gibi örgütsel ve çevresel faktörlerde önem arz eden etmenlerdendir.

Bu noktadan hareketle, hakemlerimizden beklenen yüksek performansın; kaliteli, doğru, dürüst, ilkeli yönetimin; hakemlerimizin yönettikleri maçlarda cesur ve kararlı olabilmelerinin, daha çabuk motive olmalarının, kendine güvenmelerinin, baskı altında çabuk ve kesin karar verebilmelerinin, yüksek algılama ve dikkatlerinin, kaygı ve stresle mücadele edebilme gibi özelliklerinin sağlanabilmesi için gerekli şartların oluşturulması ve biran önce uygulanması gereklidir. Bu konuda en önemli iş federasyonumuz ve merkez hakem kurulumuza düşmektedir.

Bir sistemi oluşturmak ve uygulamaya koymak kolay değil, ancak ne kadar erken bazı işleri değiştirirsek o kadar yol alabiliriz. Tüm hakemlerimize, gözlemcilerimize ve hentbolumuzun değerli emekçilerine başarılar, kolaylıklar dilerim.

Araştırma Kaynak:

Özgür KARATAŞ, Yüksel SAVUCU, Yonca BİÇER, Eyyup YILDIRIM, Hakan ÇEVRİM

HENTBOL BASKETBOL VOLEYBOL KLASMAN HAKEMLERİNİN İŞ DOYUMU DÜZEYLERİN İNCELENMESİ

http://dergipark.ulakbim.gov.tr/nwsaspor/article/view/5000062243




Bu yazıya 2 Yorum Yapıldı.

  • Hakan
    24 Ağustos 2015 12:09 Kullanıcı Profili

    Hocam bu yazı çok güzel olmuş, yalnız şu bir gerçek Türkiye de futbol dahil her branşta hakemlik zor meslek, hele ki hentbol da içler acısı, diğer branşlar en azından saygınlık görmeseler de ücretlerini zamanında alıyorlar ve komik bir para değil, hentbolda hakemlerin aldığı ücretleri ve ne zaman aldıklarını da bir araştırın göreceksiniz asıl komediyi, adamların daha geçen sezondan almadıkları ücretler duruyor. Aslında hentbol hakemlerine ve MHK ye bu camia bırakın eleştirmeyi teşekkür borcu vardır.

  • Kutay
    27 Ağustos 2015 10:32 Kullanıcı Profili

    Zeki hocam bu işi yapan insanları iki grupta toparlayabiliriz sizinde söylediğiniz gibi ya hobi ya da zamanında hentbol oynamanın vermiş olduğu zevkle hentboldan kopamayarak gerçek işinin yanında ikinci bir iş….
    şimdi gelelim iş böyle olunca bir sürü handikap ortaya çıkıyor:
    Birincisi eğer hobi olarak yapıyorsan hobiler her zaman insanları bağlamaz eğer zevk almaya devam ediyorsa hobisine de devam eder fakat artık sıkılmış ve o işi yaparken aynı zevki almıyorsan sıkıntılı…Bizim camiamızda insanlar kendi kendine sıkılmaz ver hakemin eline düdüğü sabaha kadar düdük çalar sırf hoşuna gittiği için ama bunun sonunda yine hakem suçlu olur….
    sen deplasmana maça gidersin saha koşulları uygun değildir takımların formaları uygun değildir sen oynatmak istemezsin ama kilometrelerce yol gitmişindir zaten para alamıyorsun maç oynanmazsa ortada maç olmadığından da bişey talep edemiyorsun ya tıpış tıpış geri dönersin ya da ev sahibi takım her hafta her hakeme söylediği şeyleri “hocam haftaya tamam hallederiz bu hafta oynayalım pazartesi gelecekler zaten tadilata” hikayelerini dinledikten sonra akan bir tavan bozuk bir skor tabelası veya kronometre ile maçını oynatır dönersin evine.
    Tek maaşlısındır evde karın çocuğun senin onları bir pazar günü pikniğe götürmesini beklerken sen koşa koşa maça gidersin… neden ? çok sevdiğin için ( en kötü deplasman maliyeti 150 yol ve yemek) her hafta deplamana gittiğini düşün ayda kazandığın memur maaşının 600 TL sini ne zaman alacağını bilmediğin bir yere bağlarsın karın çocuğun bi yeree gitmek istese, çocuğun canı bişey çekse cebinde para yoktur…
    Burada para alamazsın demiyorum alırsın sezon başında 2014 ekimde çıktığın maçın parasını 2015 haziranda alırsın
    ( ki ücretleri merak edenler THF nin arama yerine girik hakem ücretlerini görebilir)
    Bu da seni gerer ve zevk almadığın iş hobi olmaktan çıkar hakemliği bırakırsın…..

    Gelelim ikinci düşünceye eğer hakemliği ikinci bir iş olarak yapıyorsan o ayrı bir dert bu kez asıl işin olmadığından ve yukarıdaki saydığım dertler burada da olduğundan asıl işini yapmaya vakit bulamazsın veya bulsan da yorgunluktan esas işinde sıkıntı yaşamamak adına hentbol tekrar ikinci plana atılmaktan kurtulamaz…

    gelelim son ayrıntıya belli başlı hakemlerle sen bu ligi götürmeye kalkar ve diğer hakemleri de küstürürsen hakemlere sadece 2 günlük eğitimle fiziksel testte başarılı olamayan hakemleri ligin üst düzey maçlarına verirsen ve diğer tarafta yükselmek için kendini yırtan kendini geliştirmeye çalışan arkadaşları görmezsen hakemliğin geleceğinden bahsetmek biraz zor olacak ve kimse hentbol hakemliğine özenmeyecek.

    Özetleyecek olursak bu işi ne bir hobi ne bir ikinci iş olarak görülmemeli bu iş profesyonel yapılanma içerisine alınmalı ve yapılan eğitimler baştan savma olmamalı seminerlere gezmeye tatile gidilir gibi gidilmemeli ciddiye alarak bir şey öğrenmek için gidilmeli….

Bir Yorum Yazın