.
HESABIM
Üye Ol

Kastamonu Belediyesi GSK – Győri Audi ETO KC maçına dair

Zeynur Pehlivan, Kastamonu Belediyesi GSK – Győri Audi ETO KC maçına dair yorumlarını Hentbolhaber.Net’te kaleme aldı.

Yazar: Zeynur Pehlivan - Yazının Tarihi: 21 Kasım 2021

HENTBOLHABER.NET – Ne zamandır ülkemde maç seyretmiyordum. Ne zamandır yazı da yazmıyordum. Biliyorsunuz en son yazdıklarım Almanya’da çocuğumla birlikte olduğum zamanlardı. Maç seyretmeme Koronaydı sebep, ama yazı yazmama bir engel yoktu. Sadece yazmaya değer olacak çok güzel bir şey bulamıyordum güzelim hentbolda.

Ama dün buldum. Hem de çok güzel şeyler buldum. Bir günlük Kastamonu ziyaretimi sırayla anlatıyorum sizlere efendim. 

Kastamonu Belediyesi GSK-Györi Audi ETO KC, DELO Şampiyonlar Ligi maçı akşam sekizde. Günlerden Cumartesi. Eşim Zeki’yle dedik ki, “Biraz erken gidelim Kastamonu’ya hem Kastamonu’nun lezzetlerini tadarız, hem de maç öncesi, şehirde tur atan taraftarlar gibi şehrin havasını koklarız” dedik ve öğle gibi çıktık yola. Tünel yapıldıktan sonra Ankara-Kastamonu arası daha da bir yakınlaştı birbirine. 

Yolda seyir ederken önce sevgili hentbol hocamız Cengiz Kesici’den bir telefon aldım. “Hocam maç öncesi birlikte olalım. Hatta zamanınız varsa sizi bizim antrenmanımıza bekleriz.” diye. Çok memnun olmuştum ancak tam bunu programlarken bir telefon daha geldi arkasından. Bu kez arayan, gülmeyi çok yakıştırdığım Yılmaz Acar Davut’tu. Bunu özellikle vurguluyorum arkadaşlar. İnsan kibar bir şekilde, naif bir şekilde güler mi ya! Ama Yılmaz gülüyor! Öyle içten, öyle samimi, öyle sıcak davranıyor ve bunu yaparken öyle güzel gülümsüyor ki, inanın karşıdaki insan hangi ruh hali içinde olursa olsun o gülümsemeye karşılık vermek zorunda kalır. Ortamı o kadar güzelleştiren bir insan Yılmaz. Mutlaka tanışmalısınız kendisiyle.

 

İşte bu telefon sonrası direksiyonumuzu Yılmaz’ın dediği yöne çevirdik. Çünkü Yılmaz bizi kulüp binasına, dahası kulüp Başkanı Mustafa Köklü beyefendinin de bizi beklediğini söylüyordu. Çok nazik bir davetti ve davete icabet etmemek mümkün değildi. Ayrıca Yılmaz kulüp binasından bahsediyordu. Öyle ya! Hentbolda kulüp binası olan, kendine has yeri olan, hentbola ait binası, şubesi olan kaç kulübümüz vardı ki! Hentbol Federasyonu Başkanımız Sayın Uğur Kılıç, seçim sürecinde boşuna, üstüne basa basa, “En önemli önceliğimiz hentbolda profesyonelleşmenin sağlanması.” demiyor muydu!

Merak ederek gittik adrese. Arabamızı tek katlı, çok temiz ve çok şık, üstelik çok merkezi, yol üzerinde olan, üstünde Kastamonu Belediyesi Gençlik Spor Kulübü yazan bir binanın önünde durdurduk. Kapıda bizi o bahsettiğim gülümsemesiyle karşılayan Yılmaz vardı. 

Kulüp binasından içeri adım attığımızda sağımızdaki büyük kupalar dikkatimi çekti. İşte şimdi bir spor kulübünde olduğumu anladım, dedim içimden. Kupasız büyük kulüp mü olurdu! Tabii ki olmaz!  Kastamonu Belediyesi GSK kulübünde de, kazanılan Lig Şampiyonluğu ve Süper Kupaların boy boy kupaları vardı. Baktıkça bizi o günlere götüren, o maçları, o anları yaşatan, o başarıları hatırlatan kupalar.

 

Tabii büyük kulüp derken sadece aldığı kupalardan bahsetmiyorum. Yaptığı yatırımlarla, icraatlarla hentbola, kadın hentboluna büyük bir seviye atlattı Kastamonu Belediyesi GSK. Yıllardır hentbolun içinde olan Kastamonu bizi bu kez Kastamonu Belediyesi GSK ile hentbolumuzu DELO Şampiyonlar Ligine taşıdı. Bu ne demek biliyor musunuz? Hentbolu en üst seviyeye taşımaya hedef koymak, demek! Kadın hentboluna bir ilki yaşatmak, demek! Hentbolu daha bilinir, görünür, duyulur, izlenir hale getirmek, demek! Emniyet şeridinde kendi halinde yol almak değil, modern araçlarla, sol şeritten yolu takip edip, o hızla giden hentbolu yakalamaya çalışmayı istemek, demek! 

Büyük oyuncular alıp, büyük salonlar yapıp, kadın hentbolunda bu iş için ciddi anlamda paralar harcayıp, Kastamonu’nun, hentbolun, daha da önemlisi kadının sesini Avrupa’ya duyurmayı istemek, demek! Bilmem Kastamonu ve hentbol bunun ne kadar büyük bir iş, büyük bir olay olduğunun farkında mı! Hiç sanmıyorum. Çünkü dün gördüğüm, daha doğrusu görmediğim manzara bunu kanıtlar nitelikteydi. Çünkü dün Avrupa’nın ve hentbolun en büyük kadın takımı Kastamonu’ya gelmişti ama ülkemden bu maçı seyretmeye sadece Mersin’den Serdal Tozan ve Abdullah İspir hocalarımızla birlikte, İstanbul’dan Beycilerspor kız hentbol takımı, antrenörleri Burhan Keskin yönetiminde salondaydı. 

Olur mu ya arkadaşlar! Allah aşkına hiç olur mu! Erkeklerde Beşiktaş bunu gerçekleştirdiğinde nasıl İstanbul’a, İzmit’e gittiysek, Kastamonu’ya da öyle gitmeliyiz. Coşkuyla, koşarak gitmeliyiz Kastamonu’ya! Gerçekten hiç olur mu arkadaşlar ya! Bu insanlar hentbola hizmet veriyor, hentbolun en iyilerini ayağımıza getiriyor, “Görün, bakın, hentbol bu seviyede oynanıyor, bizim hentbolumuzda bu seviyede olmalı, siz de ona göre çalışın, uygulayın” diyor. Bir büyük kulüp daha ne yapsın! Daha ne yapmalı sizce! Bundan daha büyüğü yok ki, daha ne yapsın! 

Hentbolda bunu hayal eden ve hayata döndüren kaç kulübümüz var ki! Bunu bir futbolda gerçekleştiğini düşünebiliyor musunuz? Manchester United gelmiş diye düşünün mesela! Ronaldo’yu izleyeceğinizi düşünün mesela! O tribünlere koşmaz mı her futbolcu, her futbol adamı, her futbol, her spor sevdalısı? Yapmayın lütfen! Ha bir de şu var! Eğer nasıl olsa galip gelemiyorlar, nasıl olsa yenilecekler diye düşünüyorsanız, zaten hiç gelmeyin! Çünkü daha siz yapılanların ve sporun ne olduğunu, hentbolun hangi seviyelerde oynandığını hiç bilmiyorsunuz, demektir. Öyle bir senede olsaydı her şey, Paris Saint German olurdu Şampiyonlar Ligi Şampiyonu erkeklerde. Senelerce hem de büyük büyük paralar vererek büyük oyuncular almasına rağmen bir gün yüzü göremedi daha Fransız ekip.

İşte bu ve benzeri konuları konuşmak için girdik kulüp Başkanı Sayın Mustafa Köklü beyefendinin odasına. Bizi büyük bir nezaketle karşıladı. Konu tabii ki hemen hentbola, Şampiyonlar Ligi serüvenine, buraya gelene kadar geçilen aşamalara, Şampiyonlar Liginde yaşadıkları deneyimlere, Kastamonu’ya büyük hizmetleri olan hentbol sevdalısı Sayın Hakkı Köylü beyefendinin büyük katkılarıyla şahane bir spor salonuna kavuşmalarına ve yaptıkları bunca hizmete rağmen istedikleri ilgiyi, desteği göremediklerine geldi. 

Üzüldüm tabii! Ben kendi adıma kadın hentbolunu bu seviyeye taşıdıkları için teşekkür ettim ama diğer taraftan da gayet iyi anlıyorum Başkan’ın duygularını. İnsan yola çıktığında, hele hele bu yol engebelerle, zorluklarla dolu bir yolsa, yanında dostları, sevdikleri, taraftarları olsun, istiyor. Şöyle zorlandığında omuzuna dokunacak, durduğunda kolundan tutacak, yorulduğunda yardım edecek, bıktığında moral verecek insan arıyor etrafında. Dediğim gibi bu yol emniyet şeridi yolu değil! İnsanlar 250-300 km ile yol alıyorlar. Kolay mı onları tek başına yakalamak, onlara tek başına yetişmek, tek başına ayakta kalmak! 

Tüm bunları konuşurken bize, Kastamonu Belediyesi Başkan Yardımcısı Sayın Necdet Karahasanoğlu, Belediye Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Sayın Melih Nural, Belediye Spor Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Anıl Cem Özcan ve tüm zamanını ve enerjisini Kastamonu Belediyesi GSK için harcayan menajer Sayın Ahmet Cevher, başka bir hentbol sevdalısı olan ve İstanbul’dan çıkıp gelen sevgili Altay Atlı vardı. Etli ekmek ve çayı da unutmayalım. Onlarda sohbete her daim ortaktılar. 

Kulüp Başkanı Sayın Mustafa Köklü beyefendiye bu güzel davetleri için teşekkür edip ayrılırken kendilerinden bir atkı istedim. Almanya’dan tecrübeliyim. Çünkü Almanya’da, Bundesliga’da insanlar, sporseverler maçlara atkı, tişört ya da bayraklarla salona geliyorlar. Ben de nedense böyle bir kulüp ve hedefi büyük olan bir kulübün atkısı da olacağını da düşünerek istemiştim. Yanılmamışım. Kulüpte her şey vardı. Atkı da hazırdı. Hatta elime bir de Kastamonu Belediyesi yazan tişörtte verildi. 

Attım boynuma atkımı ve salona yöneldim. Hazırlıklıyım. Televizyondan ve bahsettiklerinden anladığım kadarıyla güzel bir spor salonu bekliyordu beni. Erkenden gittik salona. Hem tesisi görmek hem de sporcuların tüm maç öncesi hazırlıklarını yakından görmek istiyordum. İlk önce spor salonunun konuşlanmış olduğu yere hayran kaldım. Tepede, şehre hakim bir noktada yapılmıştı. Gezerken daha iyi anladım ve gördüm bunu. Camlarından bütün şehrin ışıklarını görebiliyordunuz. 

Salona girer girmez etkilendim. Gözüme, gönlüme öyle iyi geldi, öyle hoş göründü ki! Nasıl görünmesin! Avrupa kokan, Şampiyonlar Ligi kokan bir hava vardı etrafımda. Sponsorların yazılı olduğu hentbol sahası zemini, bir çok yerde asılı olan DELO Şampiyonlar Ligi afişleri, sporcuların fotoğrafları, girişte kocaman asılı olan takım fotoğrafı, iki büyük skorboard, iki skorboardın dışında büyük digital ekran, led reklam panoları. Üç ayrı sahaya bölünebilen, üç ayrı takımın aynı anda antrenman yapabileceği bu muhteşem salonda yok yok! Hani yeni bir araba alırsınız da daha fabrika kokusu çıkmamıştır ya! Öyle yeni, öyle güzel, öyle temiz duruyor salon! 

Ağırlık salonları, toplantı odaları, medya salonu, VİP salonu ve daha neler neler! Biliyor musunuz tribünlerin alt boşluklarındaki alanlar bile atletizm pisti olarak yapılmış. Düşünebiliyor musunuz? Böyle bir salonda Şampiyonlar Ligi maçı oynuyorsunuz ve böyle bir salon hentbola tahsis ediliyor. Of yaaa! Çok havalı! İnsanın sporcu olası geliyor. 

Salon turumu yaptıktan sonra indim salona ve bekledim takımların gelmesini. Önce Antrenör Martin Ambros geldi. Ayaküstü kısa bir sohbet ettik kendisiyle. Ardından bizim oyuncularımız gelmeye başladı. Serpil ve Betül göründü gözümüze. Tabii bununla birlikte yavaş yavaş da maç heyecanı başladı içimizde. Derken tek tek sahada ayak basmaya başladılar sporcular. Radicevic, Mehmedovic, Milena, Merve, Nina derken, ve, veeee soyunma odasından çıkıp tek sıra halinde salona gelen Avrupa’nın en iyi takımı ve oyuncuları göründüler sahnede. Oftedal, Hansen, Solberg, Ryu, Glauser, Hafra ve daha niceleri…

 

Ne büyük mutluluk! Kanlı ve canlı bir metre kadar yakınında görüyorsun en iyi sporcuları. Tek tek bakıyorsun sporculara, tek tek inceliyorsun. Sanki bir eve kiracıyken başka, ev sahibi olacağın zaman başka baktığın gibi bakıyorsun sporculara, ısınmalarına, hareketlerine ve bedenlerine. Serde sporculuk, Beden Eğitimi Öğretmenliği ve hiçkimse hatırlamasa bile antrenörlüğüm var benim. Nasıl çalıştıklarını görmek için bacaklarına, atış kolu için kollarına bakıyorum. Isınmayı bile ne kadar coşkulu ve istekli, dinamik yaptıklarını fark ediyorum. Ve gördükçe, öğrendikçe bir kez daha teşekkür ediyorum Kastamonu Belediyesi GSK yöneticilerine.

Maç başlayınca daha net görüyorum bunları. En önemli noktanın atletizm olduğunu bir kez daha anladım. Atletizmle birlikte bütünleşen hentbol tekniğinin çabukluğunu gördüm. O çok hızlı koşan bacakların savunmada da yerinde durmadığını gördüm. Size tavsiyem de arkadaşlar bu yöndedir ki ben olsam antrenmanın çoğunluğunda sadece koşuya yer verirdim. Durum gerçekten bu kadar net! Çünkü biz hep şunu söylüyoruz. Yavaş hentbol oynuyoruz. Durarak oynuyoruz. Topu vurarak oynuyoruz ve iyi bir, sıkı bir, üst düzey bir hentbol maçına sadece bir devre dayanabiliyoruz. 

Bütün bunların cevabını herkes biliyor ama ben bir kez söyleyeyim. Voleybol nasıl dünyada adından övgüyle bahsediliyor duruma geldiyse, cimnastik nasıl Olimpiyat Oyunlarında kürsüye çıktıysa, okçulukta Mete Gazoz nasıl şampiyon olduysa, Sırıkla Atlama da bile başarılı sporcular yetiştirebiliyor duruma geldiyse, artık bunun tek bir cevabı var. Bıkmadan, usanmadan, yorulmadan, hatta çok yorularak sadece çalışmak, çalışmak, çalışmak. Ama doğru çalışmak. Amacına uygun çalışmak. Acele etmeden çalışmak. Modern hentbolu takip ederek, Györi gibi bir takımı Kastamonu’da seyrederek çalışmak. Profesyonel bir anlayış ve disiplin içinde çalışmak. Severek, sevdirerek, tutkuyla çalışmak. 

Bakın size uzağa da gitmeden bir örnek vereyim. Hentbol oynadığım dönemde Halkbank kadın hentbol takımı vardı. Nur içinde yatsın rahmetli Üstün Dinçaslan çalıştırırdı Halbank’ı. Üstün hoca öğrenmeye ve gelişmeye, kendini ve takımını geliştirmeye öylesine açık bir antrenördü ki! Üstün hocanın takımında çok yetenekli oyuncular, süper fizikli oyuncular yoktu ama sahada oyuncularına öyle bir savunma yaptırırdı ki, savunmayı geçmek neredeyse bir dönem çok zordu. Ve bu şekilde birçok maçı sadece iyi koşu ve iyi savunma ile aldıklarına şahit olurdum. O, hentbolu çok uzun bir zaman önce çözmüş insandı. Bizim de aynen Üstün hocanın yıllar yıllar önce uyguladığı yöntem ile yola çıkmalı ve o yoldan yürümeliyiz. Hızlı bir koşuyu, yeterli kuvveti doğru bir teknikle buluşturursak göreceksiniz Györi’nin oynadığı oyundan bizlerde geri kalmayız. 

Eğer birçok kulübümüz Kastamonu Belediyesi GSK’nın hedeflerini hedeflerse ve bunun için doğru adımları atarsa, yenilgilere, mağlubiyetlerde dahi doğru yoldan ayrılmazsa, mağlubiyetlerin öğrenmenin ve gelişmenin bir parçası olduğunu kabul ederse ve tabii kulüplerimiz tüm bunları yaparken kendilerini yalnız hissetmezlerse, hentbolumuzun çehresinin değişmemesi için hiçbir neden yok. 

Ben böyle oyuncuları ve böyle üst düzey maçları çok seyrettim ama kendi ülkemde böylesine büyük kulübü ve böylesine büyük oyuncuları seyretmemiştim. Her yönüyle heyecan verici bir maç izledim dün. Misafirperverliklerine,  hentbolu Avrupa’nın en iyi düzeyine taşımalarına, sahip oldukları Kastamonu Merkez Spor Salonuna emeği geçenlere tekrar tekrar selamlıyorum. 

İyi ki de böyle kulüpler ve böylesine güzel yöneticiler var hentbolda. Bize ve hentbolculara düşen görev her daim onların, güzel hentbolun yanında olmak. 

Geleceğiniz daha aydınlık olsun. Kulübünüz kupalarla dolsun Kastamonu Belediyesi GSK Kadın Hentbol Takımı…

Teşekkürlerimle…

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Abdullah
    26 Kasım 2021 01:12 Kullanıcı Profili

    Hocam yazınızı bi solukta okudum. Gördümki sizinle aynı duygularla aynı gözlerle aynı heyecan ve istekle izlemişim ısınma ve müsabakayı. Aşağı 2015 ten bu yana sporcularıma gyori takımıyla oyuncularla pozisyonlarla ilgili yüzlerce video kesip atmışımdır. Benim için bu takımı izlemek, sporcuların hayatlarını kariyerlerini takip eden biri olarak rüya gibi bişeydi. son 7 -8 yılın en iyi orta oyun kurucusu oftedali neredeyse sahanın içinden izlemek tarifi imkansız bir duyguydu benim için. Hentbola sonradan gelen bir kardeşiniz olarak şunu belirtmek istiyorum. Türkiyedeki hentbol severlerin hentbol aktualitesi çok eksik salondaki seyirciler bile kimi izledikleri konusunda eminim pek bi bilgileri yoktu. Kastamonu gsk kulüp yetkililerine çok çok teşekkür etmekle birlikte minik bir serzenişimde olacak. Sosyal medyayı kullanma konusunda ciddi eksikleri olduğunu düşünüyorum. Rakibin büyüklüğünü ne kadar anlatırsan ilgide o kadar büyük olur. Ben sosyal medyalarında maç skor paylaşımları dışında pek bişey göremedim. Ayriyeten salonda minik bir store da olsaydı bizlerde kastamonu forması ve kaşkolu alarak izleyebilirdik. Bu konuda sosyal medyalarından soru sormama rağmen dönüş olmadı. Son olarak ben ve serdal hocam bu müsabaka için 1600 km yol yaptık her kilometresine değerdi diye düşünüyorum. Ocak ayındaki vıpers maçında görüşmeyi diliyor saygılarımı sevgilerimi iletiyorum.

Bir Yorum Yazın