.
HESABIM
Üye Ol

Şimdi değilse ne zaman destek olacağız?

Yazarımız Zeynur Pehlivan, kendi blog sayfası http://zeynurpehlivan.blogspot.com.tr ve Hentbolhaber.Net’te Beşiktaş Mogaz ile PSG Handball maçını değerlendirdi.

Yazar: Zeynur Pehlivan - Yazının Tarihi: 4 Ekim 2015

Dün Beşiktaş Mogaz-PSG Handball maçındaki herkes sadece mücadeleyi seyretmiş olabilir ama ben çok farklı şeyler gördüm bu maçta.

Beşiktaş Mogaz-PSG Handball takımının maç yapacağı salon Kocaeli garajına yürünecek mesafedeydi ama ben bir an önce ulaşmanın heyecanıyla hemen bir taksiye atladım ve salona ulaştım.

Salonun kapısına geldiğimde ise gözlerime inanamadım. TED Ankara Koleji Vakfı Okullarından küçük bir hentbolcu salonun kapısının önünde bekliyordu. Kendisini ve babasını Ankara THF Spor Salonunda görmeye alışkın olduğum Kaan’ın hentbolu bu kadar sevmesi, TED Ankara Koleji Vakfı Okullarında en başarılı spor dalı olan ve basketbolun gölgesinde fark edilmeyen hentbolun bu kadar seviliyor olması, babası Gökmen beyinde çocuğunu kırmayarak İzmit’e getirmesi bana o kadar çok şey anlattı ki!

Birincisi ve en önemlisi Türkiye’nin birçok yerinde hentbolu seven, hentbolun gelişimi için çaba harcayan, bana mesaj atan,  bu maçlara gelmek isteyen ancak imkanları elvermediği için bu maçlara gelemeyen o kadar çok küçük hentbolsever.

Hentbol için neler yaptıklarını sosyal medya sayesinde gördüğüm, hentbola emek ve zaman veren o kadar çok alt yapı kulüpleri ve antrenörler var ki!

Federasyonun, Yönetim Kurulunun, hentbol liglerindeki kulüplerin bile ilgi göstermediği, hentbolun en iyilerinin olduğu dünkü maça,  işte sadece bu hentbol sevgisiyle karşılaşmaya Ankara’dan gelen Kaan gibi, Bursa’dan, Niğde’den, Kıbrıs’tan çıkıp İzmit’e gelen tüm hentbol severlere, tüm hentbol gönüllülerine çok, gerçekten çok büyük teşekkür ediyorum. Hentbol çok güzel bir spor ve hentbolun gerçek sahipleri, hentbola gerçekten emek veren sizlersiniz. Çok sağolun.

İkincisi ve en az birincisi kadar önemli ve birincisi ile bağlantılı olan düşündüğüm diğer şey ise salonda gördüğüm Beşiktaş Mogaz’ın yalnızlığıydı.

Beşiktaş Mogaz’ın, teknik ekibin yaptıkları, başardıkları benim hentbol için yaptıklarımın yanında devede kulak kalır ama dün Beşiktaş Mogaz’ı nedense kendime çok benzettim.

zeynur pehlivan

Benim yazılarımı veya paylaşımlarımı takip edenler bilir. Hentbolun sadece iyi taraflarını gündeme getirmeye çalışan, hentbolun çok güzel bir spor olduğunu yazan ve bu sporu bilmeyenlere duyurmaya çalışan, hentbolu çok seven birisiyim. Türkiye’de oynanılan hentbolun değil, asıl Almanya’da oynanılan hentbolun, Fransa milli takımının, dün gördüğümüz Karabatic’in oynadığı hentbolun “Gerçek hentbol” olduğunu anlatmaya çalışan birisiyim.

Beşiktaş Mogaz’ı yazıyorsam, Beşiktaş Mogaz bu Ligde ve bu oyuncularla oynadığı için yazıyorum. Gençlerbirliği için ne kadar uğraştıysam veya Göztepe’nin Süper Ligde olmasına ne kadar çok seviniyorsam, hentbolu böyle kulüpler bir yere getireceği için yazıyorum.

Ancak ben bunları yazarken veya yaparken hiçbir hentbol kulübünden, antrenöründen veya oyuncusundan teşekkür veya tebrik almadım. Bir zamanlar bekliyordum, ancak şimdi beklememeyi öğrendim.

Senelerdir hiçbir takım Beşiktaş’ın şampiyonluğuna son veremezken, senelerdir Süper Ligde rakipsiz mücadele ederken, hiçbir takımın başaramadığını Beşiktaş Mogaz başarmışken, şimdi ise Şampiyonlar Liginde mücadele ederken sahada yalnız kalması, etrafına baktığında kimseyi görememesi, kendisini desteklemek için gelenlerin bir elin parmaklarını geçmemesi  o kadar acı geldi ki bana!

Mutlaka diğer branşlarda da vardır ama hiçbir başarısı olmayan ve tek başarısı Beşiktaş Mogaz olan hentbolu, neden hentbolcular desteklemez anlamış değilim. Bir kulüp açılacağı zaman bir anda ortaya çıkan, bir antrenör arandığında “Ben daha aza çalışırım, ben ondan daha iyiyim” diyen, kendisinin diğer antrenörlerden daha iyi olduğunu iddia eden insanlar; o bildikleri hentbolu takip etmek için orada olsalardı, Beşiktaş Mogaz’ı  destekliyor-muş gibi görünselerdi, hatta PSG’yi alkışlasalardı ne olurdu sanki! Desteklemeseler bile en azından hentbolu takip ettiklerini anlardık değil mi! Dün birçok antrenörün maçının olduğunu biliyorum ama, bu söylediklerimi ben zaten  Beşiktaş Mogaz’ın tüm Şampiyonlar Ligi maçları için söylüyorum, bu maç için değil..

nikola karabatic

Arkadaşlar, Beşiktaş Mogaz  bizim hentbolumuzun, ülkemizin takımı ve bundan daha büyük hentbol, bundan daha büyük bir lig yok. “Onun elindeki kadro bende olsa bende yapardım” gibi basit sözleri bir kenara bırakıp Beşiktaş Mogaz’a destek olalım. Çünkü bu gidişle Aziz Yıldırım’ın da dediği gibi, ortada ne yönetilecek bir maç,  ne de oynayacağımız veya antrenörlük yapacağımız bir hentbol kalacak. Destek olmak istemeyenlerde önce Beşiktaş Mogaz’ı yensin, sonra Devler Ligine kalsın ve biz bu kez onu alkışlayalım. Yeter ki hentbolu o seviyelere çıkarsınlar.

Üçüncüsüde sahada gördüğüm hentbolla ilgili.. Beşiktaş Mogaz, Türk Hentboluna yapacağı katkıyı yeteri kadar sağlıyor ama iki takım arasındaki fark o kadar fazla ki..

Bir takım eski hentbolu, santralı dönemlerdeki gibi hentbolu başlatıyor, yani çok yavaş ve yürüyerek.. Diğeri yani maç boyunca muhteşem kurtarışlar yapan hatta zaman zaman üç kurtarışı arka arkaya yapan 40 yaşındaki efsane, “Dünyanın En İyi Oyuncusu” ünvanlı O’Meyer ise gol  yesede çok çabuk santraya, “Dünyanın En İyi Oyuncusu” ünvanlı başka bir oyuncuya Karabatic’e topu aktarıyor ve o da hücumu en temiz, en basit haliyle sonlandırıyor, yani çok hızlı, çok dinamik, çok güçlü..

Bir takım aynı  yükleme, çapraz geçişler, oyuncuyu pozisyona sokma vb. gibi oyun kombinasyonlarını yapıyor, ama çok yavaş, nereye, hangi savunma oyuncusuna doğru  hareket edeceğini, ne zaman topu aktaracağını bilmeden, yani yapmış olmak gibi yapıyor, etkisiz, amaçsızca.. Diğerinde ise Karabatic santraya gelen topu hızını kesmeden aynı dinamiklikle oyunu başlatıyor, “Dünyanın En İyi Oyuncusu” ödülüne sahip Hansen’e pası veriyor, o da topu sol kanat oyuncusuna aktarınca M’tima, savunmaya tam olarak yerleşmeye fırsat bulamayan takım karşısında çok kolay bir gol buluyor.

Aynı dinamiklik, aynı etkililik, aynı güç diğer oyunlarda da değişmiyor ve sonuç hep onların istediği yerden, istediği şekilde sonuçlanıyor. Sihirbaz gibi bir adam olan sağ kanat Luc Abalo’nun attığı gol daha ilk pozisyonda bize bunu anlatmamışmıydı zaten.   

mikkel hansen

Bir takımda bir oyuncu kale atışı, sıçrama, aldatmaları yavaş ve etkisiz yaparken, diğer takımda, “Dünyanın En İyi Oyuncusu” ödüllü, “Air France” lakaplı Narcisse, bunları yaptığında hem karada, hem havada bomboş alan, yükseklik bulabiliyor. Bireysel çalışmaların, aldatmaların, pozisyon çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu bu oyuncuları seyredenlere veya seyretmeyenlerede bir kez daha hatırlatmak isterim.

İki takımda da yabancı oyuncular varken, biri bir hentbol maçının 60 dakika olduğunu unutuyor.Diğer takımda ki yabancı oyuncularda önde olmasına rağmen hala bütün gücüyle ve isteğiyle hentbol oynuyor. Dünyanın en iyi hentbolcuları 60 dakika sahada kalabiliyor.

Kısacası; ben bu oyuncu isimlerinin önüne “Dünyanın En İyi Oyuncusu” yazısını yanlışlıkla yazmadım. Bu takım dünyanın en iyi oyuncularına sahip olan bir takım ve biz dün bu starları Beşiktaş Mogaz sayesinde seyrettik.

Türkiye’ye gelir mi, gelmez mi dediğimiz PSG’nin efsane oyuncuları O’Meyer, Hansen, Karabatic, Abalo veya Narcisse gibi oyuncular neredeyse tüm maç boyunca sahada yer alırken, Hırvat pivot Vori  bile oyunda hiç dakika almazken, onlar bize profesyonelliğin 60 dakika mücadele etmek olduğunu öğretirken,

EHF’nin, Beşiktaş Mogaz’ı Şampiyonlar Ligine direkt almasındaki en büyük etkenin muhteşem taraftarı olmuşken ve bu taraftar dünkü maçta yer almazken,

Sadece Karakartalar değil, “Hentbolcuyum” diyen oldukça fazla sayıdaki hentbolcu dünyanın en iyi oyuncularını ve takımını görmeye gelmezken,

Beşiktaş Mogaz ve teknik ekip hep böyle keyifsiz, hep böyle desteksiz, hentbolumuzdaki başarılarda, ülkemize gelen  yıldızlarda hep böyle yalnız  kalacak  gibime geliyor.

O yüzden Beşiktaş Mogaz’ı  kendime çok benzetiyorum. PSG Hentbol değil  ama Beşiktaş Mogaz bizim takımımız, takımdakilerde bizim insanlarımız. İnsanlarında biraz güzel sözler duymaya, biraz okşanmaya, biraz desteklenmeye, biraz alkışlanmaya ihtiyacı var. Sadece rakiplerin eli değil, birazda bizim elimiz, bizim sesimiz Beşiktaş Mogaz takımının yanında olsun.

Kendi Süper Ligimizde görmeye alıştığımız bu boş tribünleri Şampiyonlar Liginde görmek beni gerçekten çok üzüyor. Bu nedenle söyler misiniz, şimdi değilse ne zaman hentbola destek olacağız?

 




Bir Yorum Yazın