.
HESABIM
Üye Ol

Şöyle bir kıyaslıyorum da

Yazarımız Dr. Zeki Pehlivan yine farklı bakış açısı ile karşınızda.

Yazar: Dr. Zeki Pehlivan - Yazının Tarihi: 18 Ocak 2016

İzleyenler hak verecektir diye düşünüyorum. Geçen ay Danimarka’da yapılan Dünya Kadınlar Hentbol Şampiyonası’nda yer alan (şimdi de Erkekler Avrupa Şampiyonası’nda oynayan) takımların oyuncu profilleri ve oyun tarzları, bizden çok farklı.

Her şeyden önce çok güçlü bir fiziksel yapıları var. Boyu 1.85-1.90 ya da boyu 1.60 olan kadınların da, boyu 2.10 cm olan erkekler de yapı olarak çok sağlamlar. Bizim sporcularımızın, birkaç tanesi dışında bu kadar güçlü bir yapıları ve görüntüleri ne yazık ki yok. Kollarını sevinmek için havaya kaldırdıklarında tricepsleri dışarı fışkırıyor. Koşarken bacak kasları adeta en önce gidiyor. Bu da onların ne kadar çalıştıklarının bir göstergesi sanırım.

Bir başka konu da, oyun anlayışları. Tüm takımlar, neredeyse savunma çalıştıran hücum takımları gibi, kaleye doğru, çok çabuk, çok isabetli paslarla, sürekli kaleyi ve savunmayı tehdit ederek, ikinci defa aynı yerde top almadan ve hep farklı yerleri zorlayarak, bizim neredeyse unuttuğumuz çaprazlarla, yüklemelerle, üst düzey bire bir becerileri ile atışın her türlüsünü yapabilecek şekilde oynuyorlar. Bunları yaparken de tüm güçleriyle, sanki son hücummuş gibi yükleniyorlar, pas veriyorlar ve atışa giriyorlar.

Gol bulamadıklarında ise, arkalarından biri koşuyormuş gibi, hata yapanı ya da gol kaçıranı anında yargılamadan ya da niye ben koşuyorum ki kim yaptıysa o telafi etsin demeden, ben zaten 3 dk. oynuyorum kendimi ne kasacağım diye düşünmeden, oyunun her anından ve bulunduğu ortamın her şeyinden keyif alarak, yüzü bir an olsun asılmadan ve triplere girmeden oyunlarını oynuyorlar.

Sadece oyun kuruculara bağlı kalmadan, kanat ve pivotlarını son derece aktif kullanarak, kenardaki tüm oyuncuları en verimli şekilde rotasyona sokarak ve herkesin görev dağılımlarını çok net bir şekilde belirleyerek hentbol oynuyorlar.

Kenardaki antrenörler, yardımcılar, masörler, doktorlar dahil herkes son derece işlerine konsantre olmuş, ancak bir o kadar da sakin ve akli unsurlarını kaybetmeden takımlarına hükmediyorlar.

En önemlisi de, ülke olarak bir vizyonla ve uzun vadeli hedeflerle Şampiyonaya hazırlanmış ve bu emeklerinin karşılığını almaktadırlar. Hepimizin gördüğü gibi, kadınlarda bir Hollanda, bir Romanya, bir Polonya bunun en iyi örneğidir. Norveç’i söylemiyorum bile. Erkeklere baktığımızda ise, 15-20 yıl öncesinde adını bile duymadığımız, bizim rahatlıkla yendiğimiz takımlar şimdi şampiyonalarda boy gösteriyorlar. Bir çok oyuncuları kaliteli, üst düzey Avrupa liglerinde oynuyorlar.

Bizim ligimizde uzun zamandır yaptığım gözlemlerde; yukarıda saydığım konularda biraz geri olduğumuzu söyleyebilirim. Öncelikle ülke olarak bir vizyon oluşturabilmiş ve buna yönelik hedefler belirleyebilmiş, buna yönelik çalışmalar planlayabilmiş değiliz.

Diğer taraftan, evet, bazı kısıtlılıklarımız, zorluklarımız var, ancak en azından yapabildiğimiz kadarının içeriğini daha kaliteli ve sporcularımızın kendilerini geliştirebilecekleri bir programda yapmalıyız diye düşünüyorum. Sporcularımıza kendilerini geliştirebilmeleri konusunda “kendileri” neler yapabiliri de öğretmeliyiz. Gelişim sadece planlı ve düzenlenmiş ortamlarda olmaz, hele ki bizim gibi sınırlı zaman ve sayıda antrenmanlarda bunları gerçekleştirmenin güç olduğu durumlarda.

Gözlemlerimden biri de, sporcularımızın performans ve beceri olarak her geçen yıl ilerleme kaydetmeleri gerekirken neredeyse yerlerinde saymaları. Bunun nedeni bence, zaman ve sayı sıkıntısı nedeniyle antrenörlerimizin bu konuda yeterince antrenman planlayamamaları ve sporcularımızın da bu konuda ihtiyaç hissedip bunu antrenörlerinden talep etmemeleridir. Şöyle bir oyun içeriğine baktığımızda; aslında bu geliştirmediğimiz becerilerin bizim sporcu olarak ve takım olarak yansıması yanında, ortaya konulan performansı ve maçların kazanılma ya da kaybedilmesinde, olumlu ya da olumsuz ne kadar etkili olduğu görülebilecektir. Bu nedenle kısıtlı da olsa bireysel beceri konusunda özel zaman harcanmalıdır.

Antrenman planlamalarında kuvvet ve kondüsyon yanında: kanat, pivot, oyun kurucuların pozisyona dönük becerilerinin geliştirilmesi; yakın pozisyonların birbiriyle uyumlarının ve oyunlarının geliştirilmesi; 2-3-4-5-6 ve 7 (kaleci oyuncu)’li oyunların geliştirilmesi çok önemlidir. Ayrıca, bu oyunların kenardan oyuna giren yani rotasyonda kullanılan oyuncular tarafından da bilinip, oyun akışının devam ettirilebilmesi gereklidir.

Bir başka konu da, oyuncular yakın pozisyonlardakilerle aralarında yapabilecekleri oyunları kendileri geliştirmeli ve bunların uygulanması konusunda serbestlik sağlanmalıdır. Çünkü bu serbestlik, oyuncuların daha özgür düşünmelerine, yaratıcılıklarını kullanmalarına ve maç içinde oyunun sıkışması durumunda çaresiz kalmamalarını sağlayacaktır. Burada bir önemli gördüğüm konu da, özellikle orta oyun kurucuların; oyun görüşleri, takım hakimiyetleri, rakibin oyuncu ve oyunları ile ilgili algısı, kenar yönetimiyle iletişimi, kendi kendini kontrol edebilme gibi bazı becerileri üzerinde de özellikle durulması gereklidir. Takımın motivasyonunu, stres durumunu, birey olarak sporcuların durumunu anlayabilmeli ve gerekirse destekleyici müdahalelerde bulunabilmelidir.

Takımlarımızın oyun anlayışlarına baktığımızda, eskiye göre daha farklı bir anlayış olduğu görülüyor. Tabiki bu anlayışın değişmeyeceği anlamına gelmemekte fakat eskiden oynanan ve çok katkı sağlayan oyunlarımız vardı. Ancak son yıllarda bunları sahalarda göremez olduk. Örneğin; kanat çaprazı, ikili kanat çaprazı, küçük çapraz (sağdan ve soldan), üçlü oyun kurucu çaprazları, Yahudi, Norveç, çift pivot, orta oyun kurucudan çift pivota giriş ve oyun kurucuların çaprazı, çingene, perdeli ters, perdeleme yuvarlanma, serbest atış oyunları vb. gibi oyunlar çok fazla kullanılmıyor. Yine, bir pivotla oyun kurucu arasında (Secaattin Aydoğ abiyle ile yaptığımız oyunların adı. Öğrenmek isteyen olursa sorabilirler.) “BOŞ” ya da ÇAY İÇME oynanmıyor. Ya da kanatla pivot arasında bir çapraz yapılmıyor. Verdiğim bu örnekler tamamen bizlerin kendi aramızda geliştirdiğimiz, antrenmanlarda denediğimiz ve maçlarda kullandığımız oyunlardı. Merak ediyorum bunlar tedavülden mi kalktı? Ya da deneniyor da bunlarla gol atılamıyor mu? Evet, ben bunları da oyun zenginliğimiz içinde görmek istiyorum.

Takımlarımızın, yabancı oyuncuların artmasıyla oluşan yeni oyun anlayışlarıyla beraber, farklı bir oyun tarzının oluştuğu bir gerçek. Ancak, kendi sporcularımızın da temel oyun becerilerini üst düzeye taşıyarak, diğer ülke sporcuları gibi Avrupa, Dünya sahnelerinde yer alabilmelerini, aranır isimler olmalarını istiyorum. Onların bizi örnek göstermelerini, sporcularımızla, antrenörlerimizle, hentbolumuzla gurur duymak istiyorum.

Sizler de istiyor musunuz?




Anahtar Kelime:

Bu yazıya 3 Yorum Yapıldı.

  • Emre
    18 Ocak 2016 14:19 Kullanıcı Profili

    Bizim sporcularımız gerçekten çok güçsüz. Çalışmıyorlar, motorik özellikleri olması gereken seviyede değil.
    Diğer branşlarla karşılaştırıldığında ülkemizde hentbolcuların imkanlar doğrultusunda en fazla çalışan sporcular olduğunu söyleyebilirim fakat bu yeterli değil
    Sabah idmana çıkıp akşam okula öğretmenlik yapmaya gidecek kişiye sınırsal değerlerde yükleme yapamazsınız bu çok normal bir şeydir. Hentbol sporu profesyonelleşmedikçe amaçlarımıza tam anlamıyla ulaşamayacağız. Bu yolda yapılması gereken işleri her zaman her sezon sonunda söylüyoruz ama 30 seneden beri amaçlanan hentbolun marka değerini arttırma ve yeni takımlar kazandırma işi becerilemiyor.
    Özetle; Bugünün ortamında hentbolcularımıza yapabileceğimiz yüklemeler az, sporcunun sadece bu işi yapması lazım mevcut durumda bu mümkün değil o nedenle profesyonelleşmesi ve kalkınması lazım hentbolumuzun ve bu bence sadece hentbola marka değeri olan takımların kazandırılmasıyla mümkün…

  • şakir öniz
    19 Ocak 2016 13:22 Kullanıcı Profili

    bir çok neden sıralayabiliriz ama ben özellikle birini ele alacağım modern hentbolda artık 11 antrenman 2 maça haftada az diyorlar bu tempoyu yakalayacak Türkiyede kaç takım var.varmı** alınan düşük ücretlerle asgari sporcu geçimi diyorum ben kaç lira alacak ki bize antrenman versin kuvvet çalışması yaptığımızda protein alabilsin.tek işi hentbol olsun herkesin ek işi. var veya öğrenci bağlamak gerekirse haftada 5 antrenman civarları kulüpler antrenman yapıyorlar ücretler az olunca yapacak hiç bir şey kalmıyor yıllar geçtikçe fark artıyor konsantre ek işle beraber gidiyor asgari sporcu geçiminin sağlanması gerekiyor

  • Bülent
    21 Ocak 2016 09:56 Kullanıcı Profili

    Zeki hocamın yazısını çok beğendim. Birkaç noktayı da ben eklemek isterim. Her zaman büyük resmi görme taraftarıyım. Türkiye de sporun, sporcunun durumu ortada. Genel anlamda çalışmayan, gerektiğinde insiyatif alamayan bir sporcu profiline sahibiz. Bunun birinci sebebinin ise eğitim sistemimiz olduğu düşüncesindeyim. Çocuklarımızı içine soktuğumuz çark içinde un ufak ediyoruz. Eğitimcilerimizin egoları birey olarak yetişmelerini engelliyor. Bu sahaya da yansıyor. Basketbol, hentbol ve futbolu düşündüğümüzde en önemli unsur oyun kuruculardır. Oyun kurucu oyunu okur, sorunun çözümünü görür ve takımı bu duruma göre oynatır. Sahada bir nevi antrenör gibi davranır. İnsiyatif alamayan oyun kurucu, tekniği iyi bile olsa vasatı geçemez.
    Bir de zeki, kafası iyi çalışan insanlarımızı spora yönlendiremediğimiz sürece hiçbir şey değişmeyecek. Sınav sistemimizi düşünürsek bu insanların, gelecek kaygısı yüzünden, spora yönelmesini beklemek hayalcilik olur…

Bir Yorum Yazın